1 Koyun Sıtması (Piroplasmosis) Hastalığı Nedeni :Koyunlarda ağrıma hastalığının etmenleri, piroplasma ovis ve babasia ovis denilen kan asalaklardır. Piroplasmalar, eritrositler içersinde ikiye bölünerek çoğalırlar. Hastalığın bulaşmasında ve evriminde ara konakçı olarak çeşitli kene türleri rol oynar.Hastalık daha çok merada kenelerin fazlalaştığı Haziran ve Temmuz aylarında görülür. Ağustostan sonra olaylar azalır.Tedavi YolarıHastalığın kuluçka dönemi 7-10 gün kadardır. Ağrımalı koyunlardan 42°C kadar yükselen ateş, titreme, düşkünlük ve iştahsızlık gözlemlenir. Sallantılı yürüyüş ve solunum artışı görülür. Kan işeme de hastalığın tipik belirtilerinden birisidir.
2.Akciğer Kıl Kurdu Dictyocaulidae ve protostrongylidae familyasına bağlı nematodlar akciğer bronş ve alveollerinde yerleşirler ve bronemitis (bronşit) ve bronchopnomomi (bronkopinomomi) belirlileriyle karakterize olan hastalığı yaparlar.Akciğer kıl kurdunun belirtileri, solunum zorlukları, öksürük, burun ve göz akıntısı, yorgunluk, kansızlık, zayıflama, kimi zamanlar ishal ve yapağının dökülmesi, vücut ısısında yükselme şeklinde gözlemlenir. Olüm pinomomi?den olur.Tedavi Yoları Sağıtım ve koruma için şunlar yapılabilir:
Sağıtım için ağız yolu yada deri altı ilaçlar kullanılır.
Hastalıklı hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Koyunlar bulaşık meralara sokulmamalı, hayvanlar meraya kırağı kalktıktan sonra çıkarılmalıdır. Merada ara konakçı sümüklülerde savaşım yapılmalıdır.
Yeterli ve dengeli bir besleme uygulanmalıdır.
3.Anaplazmoz Koyunlarda anaplazmos?un etmeni anaplazma ovis denilen kan asalağıdır.Sığırlara oranla daha az görülür. Bu da kenelerle geçer. Hastalığın belirtileri yüksek ateş, düşkünlük, sarılık ve kan işeme (hemoglobinürü) başlıca belirtileridir.Tedavi Koruyucu önlemler, piroplasmosis ve tayleryoz da olduğu gibidir. Sağıtım için de çeşitli ilaçlar piroplozmosisde olduğu gibi deri altına şırınga denilir.
4.Barsak Şeritleri Genel olarak vücutları dört çekmenlidir. Olgunları ince bağırsakta yaşarlar yatar iç organlarda bulunur. Hermafroditdirler ve olgunlaşmaları için ara konakçıya gereksinme duyarlar. Ergin bağırsak şeritleri halka halka düşerler ve bütün merayı bulaşık duruma sokarlar.Sayıları az olduğu zaman belli bir araz gözükmez. Fazla sayıda olduklarında halsizlik, ishal ya da kabızlık, sindirimi zorluğu ve kansızlık görülebilir. Bu arada bağırsak tıkanmaları da gözlemlenebilir. Kimi klinik belirtiler hayvanların sinir sisteminde kendini gösterir. Hasta hayvanlar daire çizerek dönerler. Titreme çarpıntı ve diş gıcırdatma görülebilir. Şeritlerin altı aylığa kadar kuzular için ergin koyunlardan daha tehlikeli olduğu belirtilmektedir.
Hastalık meradan kuzuların ya da erginlerin pislikleriyle yayılır. Dayanıklı olan asalak yumurtaları, gelecek yıl doğacak kuzulara meradan bulaşır.
Tedavi Hastalığın sağıtımı, sentetik ve organik ilaçlarla yapılır. Hayvanlar kışın kapalı ağılda barındırılıyorsa, bunlar asalağı meraya çıkışta alırlar. Bu tarihten altı hafta sonra ilk ilaçlama yapılmalıdır. Böylece ilaçlama altışar hafta ara ile dört kez tekrarlanalabilir.
5.Kan İşemeHasta hayvanlarda ateş yükselir. Geviş getirme durur. Hastalık ilerlediğinde idrar koyu bir renk alır. Ölen hayvanların ellerinde sarılık görülür. Herhangi bir önlem yapılmazsa ölüm oranı çok yükselir.
Tedavi Korunma, öncelikle bakım ve beslenmeye özen göstermekle sağlanır. Aşı, hayvanların hastalığa yakalanmalarını önler. Aşı dozu 5 cm dirsek bölgesi, deri altına yapılır. Aşı hastalığın görüldüğü yerlerde koruyucu olarak her yıl uygulanmalıdır. Bağışıklık süresi 6 aydır.
Koyunlarda virüs ve bakteri kökenli hastalıklara karşı kullanılan daha birçok aşı vardır. Ancak bütün bu aşıların birarada düzenli olarak yapılması gerekli değildir. Başka bir deyişle zaman ve koşullar dikkate alınarak bölge için zorunlu aşılar yapılmalıdır. Kısaca gereksiz aşı yapılmamalı, ancak gerektiğinde de kesinlikle geç kalınmamalıdır. Her işletme ve yöre için uygun aşı uygulama izlenceleri (programları) geliştirilmelidir.
6.Beyaz Ağrıma Koyunlarda beyaz ağrıma hastalığının etmenleri, theileria ovis ve theileria recondia adlarında kan asalaklarıdır. Bu hastalığın da bulaşmasında ve evriminde ara konakçılar kenelerdir. Tayleryoz de kene mevsiminde görülür. Kansızlık, yüksek ateş ve düşkünlük belirtileridir. Hastalığın kesin tanısı ancak laboratuvarda yapılabilir. Piroplasmosis de hemoglobinüri meydana çıkmasına karşın tayleryoz da gözükse bile geçicidir. Hasta hayvanlar sütten kesilir. Gebe ise yavru atar. Kanlı ishal görülebilir. Bu hastalık % 50-60 düzeyinde kayıp meydana getirir.
TedaviKan asalaklarına karşı korunmada temel önlem, hasta ya da taşıyıcı hayvanlar, vektör keneler ve sağlıklı hayvanlar arasındaki bağlantının koparılması ve ayrılmasıdır. Bunun için en uygun korunma önlemi, kenelerle savaşımdır. Kenelerle savaşım; hayvanların üzerinde, ağıllarda ve merada yapılır. Koyunlar hastalık mevsiminde kene öldürücü ilaçlarla banyo edilirler. Ağıllardaki çatlak ve yarıklar kapatılır. Akarsit maddeler eklenmiş kireçle badana edilir. Bulaşık meralar da kullanılmamalı, ilaçlanmalıdır. Bataklık ve sulak meralara drenaj yapılmalıdır. Sağıtım için çeşitli ilaçlar hasta koyunların deri altına şırınga edilir.
7.DelibaşDelibaş hastalığının etmeni coenurus cerebralisdir ve çoğunlukla beyinde larva olarak yerleşirler. Olgun şekli köpeklerin bağırsaklarında şerit şeklindedir.Delibaş hastalığına tutulan koyunlar başlarını öne ve yana düşük tutarlar. Başlarını duvara, yemliğe dayarlar. Bir daire etrafında yürürler. Gözleri görmez, başlarını çarpar ve düşerler. İştahları azalır ve günden güne zayıflarlar.
Tedavi Korunma için çoban köpeklerinin düzenli olarak barsak şeritlerine karşı ilaçlanması gerekir. Ayrıca kesilen delibaşlı hayvanların başları köpeklere verilmez. Bulaşık kafalar yakılmalı ya da gömülmelidir. Başıboş köpekler öldürülür.
Delibaş hastalığına yakalanan koyunların sağıtım olası değildir. Hayvanlar zayıflamadan kasaplık olarak değerlendirmelidir.
8.Ektima Daha çok kuzulurda görülür.kuzuların ağız, dil ve ağız etrafında oluşur. Dilin üstündeki deri soyulur, yaralar kanayabilir. Yaraların sağıtımı yapılmazsa iltihaplanır. Yaralar nedeniyle beslenme tam olarak yapılamaz ve kuzular zayıflar. Gerekli önlemler alınmazsa kuzularda ölüm oranı % 50?ye değin çıkar.
Tedavi Hastalıktan korunma aşı ile sağlanır. Aşı, doğumdan 1-2 gün sonra inguinal bölgeye damlatılıp yayılarak yapılır. Omür boyu bağışıklık sağlar.
9.Enterotoksemi Çelertme, Ot, Yaprak, Yumuşak Böbrek Hastalığı, Bağırsak Zehirlenmesi olarak da bilinir. Çeşitli tipleri vardır. Tip B kuzularda, tip C-D koyunlarda hastalık yapar. Koyun yetiştiriciliğinde yüksek düzeyde ölümler yapar.Enterotoksemili kuzular 1-14 günlük iken ishalden kısa zamanda ölürler. Koyunlarda ise belirtileri daha tipiktir. Sağlıklı gözüken hayvanlarda ani sıçramalar ve titremeler gözlenir, aniden düşer ve ölür. Ölen hayvanların mide ve bağırsaklarında kan oturmalarına rastlanır.
Tedavi Enterotoksemiyle savaşım iki amaca yönelik olarak yapılır. Birincisi hastalığın oluşmasında rol oynayan etmenleri ortadan kaldırmaktır. İkincisi ise aşılatmaktır.
Savaşım esasları şöyle sıralanabilir:
1. Süt kuzularırını ilk dönemlerinde emzirme işlemi denetim altında tutulmalı, emzirme azar azar yapılmalı ve sık olmalıdır.
2. Koyunlar meraya sabahın erken saatlarında aç karnına salınmamalıdır.
3. Soğuk ve kırağılı havalarda meraya çıkarmamalı, en azından kırağının çözülmesi beklenmelidir.
4. Koyunlara küflü ve bozuk yemler verilmemelidir.
5. Hastalık çıktığı zaman yoğun yemler azaltılmalı, kaba yemler daha çok verilmelidir.
6. İç asalaklara karşı etkin ve düzenli bir savaşım uygulanmalıdır.
7. Aşılama yurdumuz koşullarında enterotoksemiye karşı savaşımın temel ve en etkili aracıdır.
Enterotoksemi aşısı, mevsimlere geçişte, yem değişikliklerine başlamadan önce, besiye alınan hayvanlara besi öncesinde yapılır.
Aşı, koyunlara dirsek gerisi ve deri altı olarak iki defada (birinci 2 cm ikincisi 1 cm) yapılır. Kuzulara ise 21 gün ara ile 1 cm olarak iki defada yapılır. İkinci aşılamadan 6 ay sonra 2 cm aşılama ile bir yıllık bağışıklık sağlan
10.Hepatit Nekrozan Bu hastalık, her mevsimde görülürse de daha çok yaz ve sonbaharda karaciğer asalaklarının yaygın olduğu bölgelerde rastlanır.Ani başlayan bir durgunluk, yürümede zorluk, hızlı solunum, göğüs üzerine yatma, sırtta kamburlaşma, boyun bükülmesi, diş gıcırtdatma ve ani ölüm hastalığın belirtileridir.
Tedavi Hastalığa karşı savaşım, etkin bir asalak savaşımı ile olur. Koyunlar düzenli bir şekilde karaciğer asalaklarına karşı ilaçlanmalıdır. Ara konakçı görevi yapan sümüklülerin ve onların bulundukları bataklıkların ilaçlanması ve yok edilmesi gerekir. Hepatit nekrozan hastalığına karşı korunmada diğer bir araç da aşılamadır. Aşı, ileri gebe koyunlara yapılmaz. Zaman olarak da konakçı asalakların mevsimsel gelişmeleri dikkate alınarak yaz başlarına uygulanır. Aşı 21 gün ara ile 2 cm omuz altına verilir. Bir yıl sonra tek doz tekrarlanır. Bağışıklık süresi 6 aydır.
11.Kanlı İshal Koyunlarda ve özellikle kuzularda kitle halinde ölümlere neden olur ya da gelişmelerini engeller. Etmeni, eimeridae ailesine bağlı tek hücreli bir kan asalağıdır.Koksidiosisin akut şekli, bir yaşına kadar olan kuzu ve oğlaklarda görülür. Hayvan 1-2 günde ölebilir. Ölüm % 10-25 arasındadır. Vücut ısısı 40-41 °C?yi bulur. Hayvan zayıf, takatsız ve iştahsızdır. Şiddetli ishal vardır. Dışkı mukoz ve kanlı olabilir. Boyun ve ard bacak kasları titremesi görülür. Subakut şekli, iki yaşına kadar olanlarda gözlemlenir ve %40-70 arasında ölüm yapar. Kronik şekli ise yaşlı ya da iki aylıktan yukarı kuzularda seyreder. Ölüm %10- 13 arasındadır.
Tedavi Korunma için sağlık koşullarına önem verilir. Hayvanlar kalabalık yerlerde bulundurulmamalı, kuzu ve oğlaklar partör yaşlılardan ayrılmalı, su kapları ve yemlikler yüksek yere konmalı, ağıl tabanı temiz ve kuru tutulmalıdır. Sağıtımı için kimi ilaçlar kullanılabilir.
12.KelebekKoyundan helmint sınıfından en önemli hastalığı distomatosis?dir. Yurdumuzda bu hastalığın en yaygın etkeni Fasciola hepatica?dır.
F. Hepatica?lardan oluşan distomatosis?le hastalık akut, subakut ve kronik olarak ortaya çıkar ve bu devrelere göre hastalığın gösterdiği belirtiler ayrıdır. Akut olaylarda hastalık ve ölümler, genç hepaticaların karaciğeri istila etmesi ve doku tahribatı ve kanamalar sonucu meydana gelir. Genellikle yaz sonları ve sonbaharda gözlemlenir. Bulaşık koyunlar birdenbire ölürler, ancak ölüm bir hafta öncesi hasta hayvanın hareket etmeyip sürünün içinde yatmasıyla kendini belli eder.
Kronik olaylar ise kelebekler büyüyüp olgun şekle geldikten sonra görülür. Koyunlarda çene altında ödem, kansızlık, zayıflama ve yapağının bozulması gibi semptomlarla gözlemlenir. Bu gibi hayvanlar 2?3 ay kadar yaşarlar. Ölümler, soğukların şiddetlendiği, besleme-bakım koşullarının yetersiz olduğu kış aylarında rastlanır.
Hastalığın kesin tanısı, karaciğerin otopsisiyle anlaşılır.
Tedavi Distomatosis ?den korunma yolları şunlardır:
1. Kelebekli koyunlara bölgenin özelliklerine göre bir kaç kez uygun ilaç verilir. İlaç, koç katımından önce uygulanır. Gebe koyunlara verilmez.
2.Meralarda otlatma düzenlenir. Ara konakçı sümüklünün üreyeceği sulu ve çamurlu yerlerde hayvanlar otlatılmamalıdır.
3 Bataklık ve su altındaki otlak alanları kurutulmalıdır.
4 Ara konakçı sümüklü böcekler imha edilmelidir. Bu amaçla gözlaşından yararlanılır. Göztaşı, göl ve dere sularına konularak, otlaklara serpilerek ya da su ile püskürtülerek kullanılır.
13.KenelerMesken keneleri (Argasidae), genellikle ağıl, ahır ve kümes gibi barınaklar da yaşarlar. Hastalık etkeni taşıyarak ve kan emerek hayvanlara zarar verirler. Mal, sakırga ve fersah gibi yöresel adları vardır. Yurdumuzda koyunların ağıl da tutulduğu kış mevsiminde zarar yaparlar.
Mer?a keneleri (ıxodıdae), merada yaşarlar. Kan emerler ve koyunlara piroplasmoz hastalığının etmenini taşırlar.
Kenelerin meydana getirdiği bir hastalık da kene felcidir. Kene felci, kenelerin kan emerken hayvanın vücuduna bıraktığı toksinden ileri gelir. Paralize ard bacaklardan başlar, sonra ön bacaklara geçer. Daha sonra da önce boyun ve baş kaslarında felç olur ve dudağa ve dile yayılır. Hastalık genellikle kış aylarında kendini gösterir.
TedaviAsalaklara ve özellikle dış asalaklara ve deri hastalıklarına karşı savaşım başlıca üç şekilde yapılır.
1. El ile ilaçlama: Zaman alıcıdır. Yayılma yeteneği az, hayvanların belirli vücut kısımlarına yerleşen asalak ve deri hastalıklarına el ile ilaçlama yapılabilir. Ancak bu yöntem koyunculukta genellikle yeğlenmez.
2. Püskürtücüler ile ilaçlama: Genellikle ağılların ilaçlanmasında püskürtücülerden (pulvarizatör) yararlanılır. Koyunların ilaçlanmasında ise banyo yapmanın olası olmadığı durumlarda başvurulur.
3. Banyo: Koyun yetiştiriciliğinde en etkili ilaçlama banyo ile yapılır. Banyolama ile hem kısa bir süre içinde çok sayıda koyun etkili bir şekilde ilaçlanır, hemde ilaç kaybı az olur. Banyolar, ayak ve derin banyolar olmak üzere iki tip de yapılırlar.
1. Banyo suyuna karıştırılacak en etkili ilacı saptamak için koyunlarda bit, kene, uyuz böceği vb. denetimi yapılır. Denetim sonucu saptanan asalak ve hastalığa karşı etkili ilacın belirlenmesi için en yakın Tarım İl Müdürlüğüne başvurulmalıdır.
2. İlaçlar, kuru ve nemsiz yerlerde saklanmalıdır. Ayrıca çocuk ve sorumsuz kimselerin ulaşamayacağı yerlere konulmalıdır. Mutfak kapları, yiyecek vb. gibi şeylere ilaçlar bulaştırılmamalıdır.
3. Banyodaki su miktarına uygun dozda ilaç kullanılmalıdır. İlaç, banyo suyuna birörnek bir şekilde karıştırılmalıdır. Bu amaçlar, daha önce küçük kaplarda eritilen yada fazlalaştırılan ilaç banyo suyuna azar azar dökülür ve karışması için uzun bir sopayla bir yöne doğru yavaş yavaş karıştırılır. Ağız, el ve gözlere sıçratmaktan sakınılır.
4. Koyunlar, banyo giriş yerinden havuza teker teker atılır. Banyodaki ilaçlı suyun koyunun tüm vücuduna bulaşması sağlanmalıdır. Örneğin baş kısmı suya daldırılmadan geçen koyunların kulak içi, boynuz kenarları yada başta kalacak olan asalaklar ilaçlamanın etkisi vücutta geçtikten sonra vücuda ve oradan bütün sürüye yayılabilir. Bu amaçla banyonun tam ortasında duran bir bakıcı elindeki özel bir kıskaç kullanarak her koyunun baş kısmını en az iki kez ilaçlı suya daldırıp çıkarmaktadır.
5. Banyo yapılırken ilaçlı suyun vücuda bulaşmamasına özen gösterilir. İstemeden, kazara ilaçlı su yutulursa tuzlu su içmek yararlıdır. Bulantı geçmez ise bir hekime başvurulmalıdır. Banyo yapan bakıcılara ayran yada yoğurt yedirilmelidir.
6. Kirlenen ilaçlı sular, göl, dere, ırmak gibi su kaynaklarına ve meraya akıtılmamalıdır.
7. Banyo işlemi, genel olarak yaz aylarında yapılır. Ancak zorunlu durumlarda koyunlara ilaçlama yapılması gerekiyorsa sıvı ilaçlama yerine toz durumda püskürtülen ilaçlar yeğlenmelidir.
8. Koyunlara genelde her kırkımdan sonra. vücutlarında asalak yada hastalık olsun yada olmasın banyo yaptırılmalıdır. Banyo, hayvanların anılan asalak ve hastalıklara karşı koruduğu gibi onları rahatlatır, vücutlarını temizler.
14.Kese Bu hastalık etmeninin olgun şekli köpeklerin bağırsaklarında echinococcus granulosis denilen ekonokok şeritidir. Barsak şeritleriyle aynı sınıftandırlar. Larvalar koyun-keçi ve insanda ara konakçı olarak bulunur. Kesilen hayvanların akciğer ve karaciğerinde keselerin görülmesi ile hastalık kolaylıkla tanınır. Ara konakçıda sayıları az ve küçük oldukları zaman belli arazları ve bozuklukları yoktur. Sayıları fazla ve büyük olduklarında zayıflama ve sindirim bozuklukları şeklinde kendini gösterirler. Yavru atmalarda olabilir.
TedaviKorunma için çoban köpeklerinin düzenli ilaçlanması önerilir. İlaçlamadan sonra dışkıları yakılmalıdır. Hastalığa yakalanan koyunların sağıtımı yoktur.
15.Çiçek Koyunların vücutlarının yapağısız yerlerinde çiçek şeklinde yaralar ile kendini belli eder. Yüksek ateş, solunum zorluğu, nabız yükselmesi, gözlerde şişme, işeme ve dışkılama zorluğu diğer belirtileridir. Yılın her ayında bu hastalık görülebilir. Kışın özellikle kuzulama mevsiminde bulaştığı taktirde kuzu ölümü çok fazla olabilir.
Tedavi Hastalıktan korunma, genel sağlık koruma önlemlerinin dışında aşılama ile sağlanır. Aşı, 20 günlükten büyük kuzulara, her dönem ve yaşta koyunlara ve de gebe koyunlara 0.5 cm dozda uygulanır. Aşı, göğüs-kol arası bir yere deri altı olarak yapılır.
Bağışıklık aşı yapıldıktan 15 gün sonra başlar ve 6 ay devam eder. Çevrede hastalığın bulunmaması durumunda yılda tek aşı yeterli olabilir.
16.Kum KelebeğiBu hastalığın etkeni, Dicrocoelium dendriticum koyunların safra yollarında ve safra kesesinde bulunurlar.Fasciolesis?te görülen arazlar bunda da gözlemlenir. Hayvanlar kansız, zayıf ve kaşektirler. Otopside, karaciğer dokusunun tahrip olduğu ve karın boşluğunun su ile dolduğu görülür.
Tedavi Hastalığın denetimi ve korunması, ara konakçı görevini gören kara sümüklülerin ile karıncaların imhası ile olur. Bu asalağa karşı çok etkili bir ilaç yoktur.
17.Mide-Barsak Kıl Kurtları Koyunların mide, ince ve kalın bağırsaklarında bulunan nematodlar çok çeşitlidir. Sürekli zayıflama, kimi zamanlar ishal yada kabızlık, öksürük, yapağı dökülmesi başlıca belirtileridir. Koyunların dışkıları koyun yeşil renkli ve pis kokulu olur. Barsak tıkanmaları da gözlemlenebilir. Kıl kurtları, kelebek hastalığı ile birlikle seyrederse ölüm oranı daha da artar.Mide-barsak kıl kurtları doğrudan dışkı ile bulaşırlar. Dışkıda bulunan yumurtalardan çıkan larvalar otlara tırmanırlar ve bunların yenmesiyle hayvanlara geçerler.
Tedavi Mide-barsak kıl kurtlarında korunma ve sağıtım için şunlar yapılabilir:
1.Sağıtım için ilk ve sonbaharda hayvanlara ilaç verilir.
2 Koyunlar, sulak ya da bataklık meralarda otlatılmamalı, bulaşık meralardan uzak tutulmalıdır.
3 Diğer asalaklarla savaşımda olduğu üzere kıl kurtlarıyla savaşımda da üzerinde durulacak en önemli noktalardan biri de yeterli ve dengeli beslenmedir.
4 Genç ve ergin hayvanlar ayrı otlatılmalıdır.
18.Pieten Hastalık, sonbahar ve kış aylarında daha çok olur. Meranın ve ağılın çamurlu olması hastalığın hazırlayıcı nedenleridir.Koyunların tırnak araları cerahatlanır ve fena koku yapar. Hayvan topallar. Tırnak şeklini değiştirir. Sağıtımı yapılmazsa tırnağın düştüğü bile olur.
Tedavi Pietenden koyunları korumak için en azından ağıl ve ağıl avlularının çamur olmamasına özen gösterilir. Ayrıca her ağıla bir yüzlek banyo yaptırılır. Sağıtımı için tırnak araları mikrop öldürücü ilaç katılmış suyla temizlenir.
19.SAgalaksi Hayvandan hayvana bulaşır. Yurdumuzda sık görülen bir hastalıktır. Koyunların memeleri hastalanır, sertlikler belirir. Sütün görünüşü değişir, kesilmiş süt görünümündedir. Bu süt kimi zaman kanla karışık olur. Hastaların önce ateşi yükselir. Ateş sonradan azalırsa da hastalık şiddetini devam ettirir. Koyunların gözlerinde iltihap ve körlük oluşturur. Ayaklarda topallık ve eklemlerde şişlikler olur. Hayvanlar dizleri üzerine basar. Gebe koyunların çoğu kuzu atabilirler. Akıntı ve sağıcılar, hastalığın yayılmasında hastalığın etkin rol oynarlar.
Tedavi Hastalıktan korunma için en etkin araç aşılamadır. Aşı, laktasyonun son iki ayı ile gebeliğin ilk 2 ayında uygulanır. Koltuk arkası deri altına 1 cm enjekte edilir. Aşı, canlı ve ölü olmak üzere iki çeşit hazırlanır. Bağışıklık 15 gün sonra başlar, 8 ay sürer.
20.Şap Şap hastalığının çeşitli tipleri, her tipin ayrı aşısı vardır. Bir tip şap hastalığına yakalanan koyun, kısa bir zaman sonra diğer tip şap hastalığına da yakalanabilir. Bu nedenle hastalık çıktığında hemen tipi belirlenmeli ve o tipe karşı koruyucu aşı yapılması isteniyorsa çevre iyice incelenmeli, bir yıl önceki görülen tipler bilinmeli ve bu bilgilerin ışığında uygun tip aşı uygulanmalıdır. Yurdumuzda A, O ve Asya 1 tiplerine karşı aşı üretilmektedir.Her mevsim ortaya çıkarılabilirse de en çok yaz aylarında görülür. En çok tırnak aralarında yaralarla kendini belli eder. Ender olarak ağızda da şap yaraları şekillenebilir. Diğer belirtileri yüksek ateş, iştahsızlık, yavru atma şeklinde ortaya çıkabilir. Tırnaklardaki yaralar sağıtılmazsa topallık fazlalaşır.
Tedavi Şaptan korunma, ayırma ve aşılama ile sağlanır. Aşı yılın her döneminde ve her yaşta koyunlara yapılır. Ancak kuzulama öncesinde olan gebe koyunlara ve 4 aydan küçük kuzulara uygulanmaz. Aşı. göğüs kemiği civarına ve deri altına 2 cm yapılır. Aşılamadan 10 gün sonra bağışıklık başlar ve 6 ay devam eder. İkinci 6 aylık aşılamayı izleyen aşılamalar ise yılda bir kez olarak yapılmalıdır.
Sağıtım amacıyla tırnak ve ağız etrafındaki yaralar uygun ilaçlı suyla temizlenir. Bunun için % 5 kreolın ve %1 göztaşı bulunan ilaçlı su yeterlidir.
21.ŞarbonŞarbon hastalığına her mevsimde ve özellikle kırkım zamanında daha çok rastlanır. Yüksek ateş, hızlı nabız, titreme, ağızdan salya ve arkadan pislikle kan gelişi, kan işeme, hızlı zayıflama ve ani ölümler hastalığın belirtileridir. Kesilen hayvanlarda kanın pıhtılaşmaması ve dalağın normalden büyük oluşu hastalığın tanınmasına da yardım eder.
Tedavi Hayvanları bu hastalıktan korumak için bulaşık meralarda otlatmamak gerekir. Çünkü hastalık bir mera hastalığıdır. Hasta koyun derhal yok edilmesi ve sağlamların aşılanması gerekir.
Aşı, koyunlara 0.5 cm kuzulara 0.25 cm dozda deri altına alt bacağın iç kısmına uygulanır. İki aylıktan küçük kuzulara yapılmaz. Aşı, hastalık çıkmadan önce ilkbaharda ve hastalık görülen yerlerde ise hemen uygulanır. Bağışıklık, aşı yapımından 2 hafta sonra başlar ve 1 yıl sürer.
22.Bulaşıcı Yavru Atma Gebeliğin son aylarında koyunlarda yavru atma görülür. Hastalık ilk girdiği sürüde % 10-15 oranında ölümler yapar.
Tedavi Hastalıktan korunma aşı ve hastalıklı hayvanların ayrılmasıyla sağlanır. Aşı, dişi koyunlara koç katımından 3-4 hafta önce uygulanır. Gebe koyunlara ise doğuma 3 hafta kalıncaya değin yapılır. Aşı, ön koltuk deri altına 2 cm dozunda uygulanır. Bağışıklık süresi 24 aydır
23.Yapağı Yiyenler Mallophaga adı verilen böcekler, kıl, yapağı, tiftik ve buna benzer deri ürünü ile beslenir. Kışın iyi bakılmayan ve beslenmeyen hayvanlarda daha çok görülür.Hayvanların yapağıları ve tiftikleri harap olur ve zayıf düşerler.
Tedavi Asalaklara ve özellikle dış asalaklara ve deri hastalıklarına karşı savaşım başlıca üç şekilde yapılır.
1. El ile ilaçlama: Zaman alıcıdır. Yayılma yeteneği az, hayvanların belirli vücut kısımlarına yerleşen asalak ve deri hastalıklarına el ile ilaçlama yapılabilir. Ancak bu yöntem koyunculukta genellikle yeğlenmez.
2. Püskürtücüler ile ilaçlama: Genellikle ağılların ilaçlanmasında püskürtücülerden (pulvarizatör) yararlanılır. Koyunların ilaçlanmasında ise banyo yapmanın olası olmadığı durumlarda başvurulur.
3. Banyo: Koyun yetiştiriciliğinde en etkili ilaçlama banyo ile yapılır. Banyolama ile hem kısa bir süre içinde çok sayıda koyun etkili bir şekilde ilaçlanır, hemde ilaç kaybı az olur. Banyolar, ayak ve derin banyolar olmak üzere iki tip de yapılırlar.
1. Banyo suyuna karıştırılacak en etkili ilacı saptamak için koyunlarda bit, kene, uyuz böceği vb. denetimi yapılır. Denetim sonucu saptanan asalak ve hastalığa karşı etkili ilacın belirlenmesi için en yakın Tarım İl Müdürlüğüne başvurulmalıdır.
2. İlaçlar, kuru ve nemsiz yerlerde saklanmalıdır. Ayrıca çocuk ve sorumsuz kimselerin ulaşamayacağı yerlere konulmalıdır. Mutfak kapları, yiyecek vb. gibi şeylere ilaçlar bulaştırılmamalıdır.
3. Banyodaki su miktarına uygun dozda ilaç kullanılmalıdır. İlaç, banyo suyuna birörnek bir şekilde karıştırılmalıdır. Bu amaçlar, daha önce küçük kaplarda eritilen yada fazlalaştırılan ilaç banyo suyuna azar azar dökülür ve karışması için uzun bir sopayla bir yöne doğru yavaş yavaş karıştırılır. Ağız, el ve gözlere sıçratmaktan sakınılır.
4. Koyunlar, banyo giriş yerinden havuza teker teker atılır. Banyodaki ilaçlı suyun koyunun tüm vücuduna bulaşması sağlanmalıdır. Örneğin baş kısmı suya daldırılmadan geçen koyunların kulak içi, boynuz kenarları yada başta kalacak olan asalaklar ilaçlamanın etkisi vücutta geçtikten sonra vücuda ve oradan bütün sürüye yayılabilir. Bu amaçla banyonun tam ortasında duran bir bakıcı elindeki özel bir kıskaç kullanarak her koyunun baş kısmını en az iki kez ilaçlı suya daldırıp çıkarmaktadır.
5. Banyo yapılırken ilaçlı suyun vücuda bulaşmamasına özen gösterilir. İstemeden, kazara ilaçlı su yutulursa tuzlu su içmek yararlıdır. Bulantı geçmez ise bir hekime başvurulmalıdır. Banyo yapan bakıcılara ayran yada yoğurt yedirilmelidir.
6. Kirlenen ilaçlı sular, göl, dere, ırmak gibi su kaynaklarına ve meraya akıtılmamalıdır.
7. Banyo işlemi, genel olarak yaz aylarında yapılır. Ancak zorunlu durumlarda koyunlara ilaçlama yapılması gerekiyorsa sıvı ilaçlama yerine toz durumda püskürtülen ilaçlar yeğlenmelidir.
8. Koyunlara genelde her kırkımdan sonra. vücutlarında asalak yada hastalık olsun yada olmasın banyo yaptırılmalıdır. Banyo, hayvanların anılan asalak ve hastalıklara karşı koruduğu gibi onları rahatlatır, vücutlarını temizler.